Bebeğiniz için en iyi besin anne sütüdür

Bağışıklıkla İlgili Bilmediğiniz 5 Gerçek

Virüs ve bakteriler gibi birçok zararlı etken gün içinde vücudumuza temas eder. Sağlıklı yaşamak ve hastalanmamak için vücudun bu maddelerle savaşması gerekir. İşte bu aşamada bağışıklık sistemi devreye girer. Bağışıklık sistemi, yetişkinlerde olduğu gibi bebeğin vücudunda da hastalıklara, yabancı ve zararlı maddelere karşı kalkan görevi görür.  Bağışıklık sisteminin güçlü olması, zararlı maddelerin bebeğin vücuduna verebileceği etkileri azaltmada önemli rol oynar.

Bebekler bağışıklık açısından az gelişmiş doğarlar. Yenidoğan bebeklerde bağışıklık sistemi ile ilgili hücre ve sıvısal mekanizmalar olmasına rağmen yeterli değildir. Bu dönemde anneden gelen birtakım bağışıklık bileşenleri bebeği korur. Bebek büyüdükçe bağışıklık sistemi de gelişir. Bebeğin bağışıklığı için önemli olan immünglobulin adı verilen koruyucu antikorların tam olarak gelişebilmesi 3 yaşı bulur. Bu süreçte beslenme, hijyen ve düzenli uyku gibi birçok faktör ile bebeğin bağışıklığını desteklemek gerekir.

Sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan bağışıklık sisteminin bebeğinizde güçlü olması için öncelikle bu sistemi yakından tanımalısınız. Bağışıklık sistemini nelerin güçlü tutabileceğini, nelerin zayıflatacağını bilerek, bebeğinizin gelişimini destekleyebilirsiniz. Bağışıklık sistemiyle ilgili bilgilerinizi tazelemeniz ve yenilerini öğrenebilmeniz için hazırladığımız bu yazıda, bağışıklıkla ilgili pek fazla bilinmeyen 5 önemli konuyu sizler için ele aldık.

1. Bağışıklıklık hücrelerinin %70’i bağırsaklardadır.

Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için dengeli bir bağırsak florasının oluşması gerekir. Çünkü bağışıklık hücrelerinin yaklaşık %70’i bağırsaklarda bulunur. Bağırsak sistemi sadece sindirimi sağlamakla görevli değildir. Aynı zamanda bağışıklık konusunda da etkili roller üstlenir.  Bebeği hastalıklara karşı koruyan yararlı bakterilerin büyük kısmı bağırsak sisteminde yer alır. Bağırsakları zararlı bakterilerden koruyan ve yararlı bakterileri artıran yiyecekleri daha çok tüketmesini sağlayarak bebeğinizin bağışıklığını destekleyebilirsiniz.

2. Antibiyotik kullanan bebekte bağırsak florası; böylelikle bağışıklığı zayıflayabilir.

Antibiyotikler, doktor tavsiyesi ile bebeğin iyileşmesi için tavsiye edilse de bazı yan etkilere yol açabilir. Antibiyotikler; kötü bakterilerin yanı sıra bağırsaklarda yaşayan ve bağışıklığı güçlendiren faydalı bakterileri de olumsuz yönde etkileyebilirler.

Bu nedenle bebeğiniz antibiyotik kullandığında, bağışıklık ve sindirim sistemlerinin zarar görmemesi için probiyotik ve prebiyotik bileşenler yani sinbiyotikleri içeren besinleri mutlaka tüketmelidir. Antibiyotiklerin etkileri ve bu etkileri azaltmak için neler yapılması gerektiği ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak için Bebeklerde Antibiyotik Kullanımı başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

3. Sezaryenle doğan bebekler doğum kanalından geçmediği için bağışıklıklarının daha fazla desteklenmeye ihtiyacı olur.

Normal doğum sırasında bebekler doğum kanalındaki bakterilere temas eder. Bu durum bebeklerin ilk bağırsak florasının oluşumunu sağlar. Sezaryen doğumda ise bebek, doğum kanalından geçmediği için annenin vücudundaki bakterileri alamaz, bu da bebeğin bağışıklık sisteminin daha geç gelişmesine neden olur. Bebeğiniz sezaryen ile doğduysa bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona destek olmalısınız. Bebeklerde bağışıklık için en önemli besin anne sütüdür. Anne sütü bebeğiniz için eşsizdir, içerisindeki bileşenler ile bebeğinizin besin ihtiyacını karşılamak yanında bebeğinizin gelişiminde etkin rol oynar. Anne sütü olmadığında ise bu desteği bebeğinizin beslenmesinde etkinliği kanıtlanmış prebiyotik içeren çocuk devam sütleri ve 6. aydan sonra meyve sebzeler ile sağlayabilirsiniz.

4. Alerji bağışıklıkla ilgili bir oluşumdur. Alerjik annelerin bebeklerinin, alerjik olma ihtimali yüksektir.

Bebeklerin vücutları, bağışıklık sistemleri henüz gelişmekte olduğu için zararsız maddelere karşı aşırı tepki verebilir. Bu da bebeklerde alerjiye ve beraberinde birçok sağlık sorununa neden olabilir.  Bağışıklık sisteminin güçlü olması, bebeğin alerjiye karşı korunmasını artırır. Bebeklerde alerji, genetik yatkınlık ve çevresel etmenler ile beslenme sebebiyle ortaya çıkabilir.  Alerjinin en önemli nedenlerinin başında genetik yatkınlık gelir. Ailede alerji olması, bebekteki alerji riskini artırır.  Bebeği alerji belirtileri ortaya çıkmadan korumanın en etkili yolu beslenmelerine etkinliği kanıtlanmış prebiyotik ve probiyotik kaynaklı besin kaynaklarını eklemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmektir. Genetik yatkınlığın bebeklerde alerji oluşumuna etkisi konusunda Ailede Alerjinin Bebekte Etkisi başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

5. İnek sütü protein alerjisi olan bebeklerin, aynı zamanda keçi sütüne de alerjileri olma ihtimali %92’dir.

İnek sütü alerjisi bebeklerde en yaygın görülen alerji türlerinden biridir. Her 100 bebekten 2 ila 5’inde bulunur ve genellikle 2-3 yaş altı bebekleri etkiler. Bebeklerin bağışıklık sistemleri, inek sütünde bulunan proteinlerini sindirmeye henüz hazır olamayacağı için karşı reaksiyon gösterebilirler. Bunun sonucu olarak bebeklerde sindirim sisteminde, solunum yolunda ve ciltte bazı rahatsızlıklar görülebilir.

İnek sütü gibi keçi sütü de sanılanın aksine bebeklerde alerji ihtimali taşır ve ideal bebek beslenmesine uygun değildir. İnek sütü alerjisi olan bebeklerin %92’sinin keçi sütüne de alerjisi olabilir. Çünkü iki süt çeşidinde de benzer protein içerikleri vardır. Bu nedenle bebeğinizi hayvan sütlerindense anne sütü ile beslemelisiniz.  Anne sütü içeriğinde bulunan prebiyotikler sayesinde bebeklerin bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine ve desteklenmesine yardımcı olur. 2 yaşına kadar bebeklerin en değerli besini anne sütü olmalıdır. Anne sütü eksikliği ya da yokluğunda ise doktorunuza başvurarak prebiyotik içeren çocuk devam sütü kullanabilirsiniz. Keçi sütüyle ilgili detaylı bilgileri Keçi Sütü Anne Sütüne Yakın mıdır? başlıklı yazımızdan öğrenebilirsiniz.